12 Ocak 2010 Salı
08 Haziran 2009 Pazartesi
...Ya Da Asla
Bittiğinde ise kaçıyorum o mutluluk halinden kafa koparmakla öğünenlerin meyhanesine doğru. Vestiyerde asılıdır baltaları. Uçlarından kan damlar, ben silerim. Arkada bir yerde üç kağıtçılarla, açık gözlülerle, düşkünlerle ve delilerle birlikte uyurum. Çok şey anlatmazlar bana. Yaralıdırlar ve ölümleri yakındır. Elde edemediğimiz her ne varsa onunla buluşacağız hayat sona erince ama şimdi geride kalman üzmeli seni, derler. Çünkü yol boyunca süründün, ateşi izledin. Gördün ki hepsi de küçük hesapları olan solucanlarmış işte. Bu kadarını derler, dönüp uyurlar sonra. Ben, mecburen herşeyi yoluna koyarım ve dinlediririm kafamı. Çünkü uzandığım bu yer, pencereye en yakın. Ay beni büyüler.
Sen ise ağaçlarla konuşursun. Söylediğin şarkılar ödümü kopartır. Bitmek bilmeyen kara yolları vardır dağların içinden geçen. Kenarında uzanıp ölür köpekler. Bunlardan bahsettim mi hiç sana? Aslında ikisi de bir yere gitmez. Soğuk ve uzun. Yolun kenarında bir beden, bedenin kenarında bir yol. Bu herşeyin sona ermesiyle ilgili bir öyküdür. Ama bazıları bunun benim uydurduğum harcanmış bir rüya olduğunu söylerler.
Oysa kralları ve kraliçeleri severim. Olmayacak hayalleri ve bu sıradan tişörtler giyen insanların kurduğu biçimsiz gezegenden kaçma planlarımızı konuşuruz. Bilirler aslında nerede olmak istediğimi ama gözyaşlarının önemi yoktur. Unut bu hayatı. Kurduğun herşeyin dışına çık. Eğer yapabilirsen hiç gece olmayacak, söz. Eğer yapabilirsen, her zaman temiz ve masum kalacaksın, derler.
Böyle konuşmam hoşuna gider mi? Buzların içinde sıkışıp kalan bir radyo istasyonunun sesidir bu. Bu ses bitmiş, kaybedilmiş ya da hiç ulaşılamamış anlar hakkında yayın yapar. Kara yollarındaki sonsuz salınışlar ve asfalttan yapılmış ruhların metresleri ile ilgili hem de.
Bunun için bahse bile girerim. Not defterinde ki hiç bir şiir kurtaramaz beni ıskaladığım yağmurlu sabahlar için. Sana karayollarından ve köpeklerden bahsetmiş miydim daha önce?
Ama jilet gibi dilin.
Bakışların zehirli.
Hayatım bir uyku hali.
Sözlerim vaktinden önce.
Çocukluktan ölüme, belki de kaderimdi bu. Bir fotografı sevmek, sonsuza dek. Bir girdabın içinde olmak, merak ettiğim...
14 Mayıs 2009 Perşembe
Siyah Köpek

Antalya
08/2008
"Bu çocuğa ve karanlığına bayılıyorum cidden"
Amorf Amulet
http://amorfamulet.deviantart.com/
http://bulentcalli.deviantart.com/
04 Mayıs 2009 Pazartesi
Derisi Yüzülmüş Şarkıcı
Gözünden kaçıyor mu zarif gerçekler?
Oturduğun için kendinden geçmiş bir denizin karşısında
İzlediğin için dalgaları kötü hayaletler gibi birbiri ardına eskimiş sandallara vuran
Kaba hayaller daha mı hoşuna gidiyor şu an
Kimse seni durdurmaya yeltenmezken
Ve iskelede durmuş el sallarlarken o insanlar
Yolculuğa çıkan bir suretine
Yine de renkler farksızlaşır, birbirlerine karışmasını beklerken
Bir adam köpeğini bağlar bisikletleri bıraktıkları yerlere
Ağlar belki bir talihsiz liman şefi
Geminin arkasından
Sadece bir an, dönüp bakarsın taşıdıkları sandığın içine
Sonra dönüşür fuların bir yelkene
Ve martıları arkana takarsın aceleyle
Derisi yüzülmüş bir şarkıcı.
Kayda değer başka da bir şey yok, radyoda çalan
Soğuk bir otobüste zincirlerden bir zırh örüyor yaşlı kadınlar
Dinliyorlar fısıltıyla yazılmış şarkıyı, çığlıklar atıyor adam
Odada beraber oturduğumuz herkes çok nazik
Herkes bir diğerine hediyeler uzatıyor, öpüyorlar
Ta ki sen gelinceye kadar, o zaman bozuluyor anlaşmalar
Susuyor şarkıcı bile, bana yanlış bir duvarı boyadığımı söylüyor
Elinin bir hareketi, kalbimi delmeden anlatıyorlar
Neondan mesihler sarkıyorlar tavandan sanatın geniş mermer hollerinde
Yazdıkları şiirleri fısıldıyorlar kulağına
Benim yerime
Popüler kalpler
Cam kavanozların içinde katıksız, o dram duygusundan uzak
Peki değişimi mi müjdeliyordunuz?
Kimse farkına varmadı bunun
Kaçacak bir sürü yerleri olmalı onların
Böylesine umursamaz olduklarına göre ve
Bütün o fısıltılar yüzünden kendi aralarında taşıdıkları
Filler ve tramplenler
Kaçamayan çaresiz gözlerin içine lehimlenmiş
Palyaçoların en iyisi bir gözyaşı daha ekiyor
Talan edilmiş kalplere
Acı, bir kılıç verebilir herkesin eline
Karanlık olmak,
Ve derin düşünceler
Koluna bir kadın takabilir
Bir isim verdi radyodaki adam bu duruma sessizce:
"Üzülme sevgilim, yakında hepsi geçecek" dedi ateşler içinde
Ama gerçekten bir faydası olmadı bunun benim gibi huzursuz üşüyenlere
Geriye kalanlar havaya gireceklerdir.
Dans salonları bunun içindir.
Herkesle düşüp kalkan bir anı kalır geriye
Her seferinde
Ve yine de
Modası geçmiş titremeler
Yaldızlı bir iz bırakır hülyalı zihninde
